Ahmet Taner

Ailemizin reisi, değerli babamız Ahmet Taner'in anısını korumak ve hayatını kutlamak için…

Category: Hatıralar

Türkiye’de Üretilen İlk Fabrikasyon Elektrik Motorları

Babam 1956 senesinde Mithat Paşa Sanat Enstitüsünde  Elektrik Atölyesi Şefliği görevinden istifa ediyor ve İzmir’in Çankaya semtinde elektrik motor tamir atölyesi açarak serbest çalışma hayatına başlıyor.

Bu yıllarda Türkiye’de elektrik malzemelerinde ve diğer teknik malzemelerde ve bunlarla ilişkili hizmet konularında tam bir yokluk yaşanıyor. Ahmet Taner Tamir atölyesi faaliyete geçtikten kısa bir süre sonra elektrik motorlarını tamir ettiği Kemal Dülger ve ortağı Hamdi Dülger’le tanışıyor.

Kemal ve Hamdi beylerin Çınarlı semtinde yağ fabrikaları var ve ayrıca yağ üretiminde kullanılan (çırçır makinaları gibi) bazı makinalar üretiyorlar. Makinalarında kullanmak için elektrik motorlarına ihtiyaçları var fakat piyasadan bulamıyorlar. Tek tük bulabildikleri ithal motorlar da çok pahalı. Tam anlamı ile yokluklar dönemi.

Bu aydın ve girişimci insanlar Türkiye’de sanayi döneminin artık başlayacağına inanmışlar. Ama her şey çok yavaş ilerliyor ve ayrıca para ise en zor bulunan meta. Kemal bey babama “Sen bize yol göster yardım et bu motorları biz üretelim” diyor.

Babam için bulunmaz bir fırsat; konuyu çok iyi bildiğini farkında, hevesli fakat hiç parası yok. Teklifi hemen kabul ediyor. Kemal ve Hamdi beylerin fabrikalarında dökümhane ve işleme atölyeleri var ancak o güne kadar elektrik motorunun gerektirdiği teknik kalitenin çok daha altında olan konularda imalat yapmışlar. 1956 yılında giriştikleri  yoğun çaba 1958 yılında aşağıdaki broşürlerde görülen “TÜRKİYE’DE ÜRETİLEN İLK FABRİKASYON ELEKTRİK MOTORLARI”nın üretilmesi ile sonuçlanıp tarihteki yerini alıyor.


KDA ve KHD Elektrik Motorları S-1

KDA ve KHD Elektrik Motorları S-2

11 Ekim 1985 de Kemal Dülger beyle  yapılan sohbetten notlar:

SORU : İlk elektrik motoru yapmaya nasıl karar verdiniz, o zaman motor yapabileceğinize inanıyor muydunuz?

KEMAL BEY : Ben kendime değil Ahmet’e inandım. Çünkü bu adamda bir iş var dedim kendi kendime. Elimde imkan olduğu kadar, başka sanayiler var içeride. Yağlar var, bir sürü pamuk makinaları ama ben Ahmet’e inandım, kendimi ona bağladım.

SORU: Peki Ahmet beyin hangi yönü size güven verdi?

KEMAL BEY : İlk gününden zaten tipinden konuşmasından bana kanaat getirdi ki, bu adamda iş var. Bende nihayet iş adamıyım. Hala ona bağlıyım.

Bu girişim sonucu 3HP ile 10HP güçleri arasında 800 adet civarında elektrik motorları üretiliyor. Bu motorların bir kısmını Kemal bey kendi üretimi makinalarda kullanıyor geri kalan ise başarı ile piyasaya satılıyor. Ama üretime devam edilmiyor.

SORU : Niye devam etmek istemediniz?

KEMAL BEY : Parti meselesi. Ben çalışmaktan başka bir şey bilmem. Ahmet bey karşıma çıktı, onun elini tuttum, o da benim elimi tuttu, devam ettik. Bu motorları yapan Ahmet beydir. Fabrika bunundur.

Kemal bey Parti meselesi ile Demokrat Partiyi ve 1960 ihtilalini kastediyor. Hamdi bey’ in ağabeyinin Adnan Menderes’in bacanağı olması nedeni ile her iki ortak da Menderes’e çok yakınlar. İhtilalden sonra işlerini büyük ölçüde tasfiye ediyorlar. Kemal bey ‘fabrika bunundur’ sözü ile’ esas işi bilen Ahmet beydir, bu işlere o devam etsin demek istiyor.

Nitekim Kemal beyin dileği yerine geliyor. Babam Kemal beyle giriştikleri imalat faaliyetinden de edindiği pratik deneyim  ile 1960 yılında kendisi Elektrik motoru imalatına başlıyor ve bu günün FAZ ELEKTRİK firmasının imalat temeli atılmış oluyor.

Deniz Taner
24 Şubat 2013, İZMİR

Advertisements

Günç Ailesine Teşekkür Fotoğrafı

Bu fotoğraf evlendikleri sene çekilmiş. Düğün fotoğrafından yaklaşık 1 sene önce. Tanışmalarına vesile oldukları için İbrahim ve Neriman Günç’e teşekkür mahiyetinde.

-Yavuz Taner

Mehpare Taner ve Ahmet Taner7 Ekim 1948

Mehpare Taner ve Ahmet Taner
7 Kasım 1948

Fotoğrafın sırtında ‘7/1/948’ tarihi ve ‘Neriman Hanım İbrahim kardeşime Bugünki sevincimi ve yarınki saadetimizi sizlere borçlu olacağız. A. Taner’ ibaresi var. Dedemin el yazısı yine. Fotoğraf rahmetli Fulya Akkaynak arşivinden.

Fotoğrafın arkası

Fotoğrafın arkası

Düğün Fotoğrafı

Ahmet Taner çifti düğün fotoğrafını evlendikten ancak 1 küsür sene sonra çektirebilmişler. Babannemin söylediğine göre bu fotoğraf çekildiğinde hamileymiş (Deniz’e). Dedem ile Babannemin zor zamanlarında karşılıklı Neriman – İbrahim Günç ile birbirlerine çok destek olduklarını biliyoruz. Fotoğrafın sırtında ‘Günç ailesine sevgilerimizle’ ibaresi ve A. Taner M. Taner imzaları var. İmzalar da dahil Dedemin elyazısı. Fotoğraf rahmetli Fulya Akkaynak arşivinden. Bu fotoğraf İzmir kent hafızası için de önemli 1949 tarihli bu fotoğraf Amerikan malı bir karta basılmış ve Foto Gagin tarafından çekilmiş.

-Yavuz Taner

Mehpare Taner ve Ahmet Taner1949

Mehpare Taner ve Ahmet Taner
1949

Düğün Fotoğrafı - Arka

Fotoğrafın arkası

Dört Jenerasyon Birlikte

Benzer bir fotoğraf sende de var galiba ama bu da bendeki versiyonu. 4 jenerasyon Taner’ler bir arada. Torun çocuğu görmek herkese nasip olmaz. Dedem Mehmet Efe ile çok keyifli vakit geçiriyordu. Bu dört jenerasyonun bir araya geldiği nadir okazyonlardan biridir.

-Yavuz Taner

Deniz, Ahmet, Yavuz, Mehmet Efe - Çiçekliköy

Deniz, Ahmet, Yavuz, Mehmet Efe – Çiçekliköy

Nar Dede

Dedemin lakabı bizim evde ‘Nar Dede’ çünkü Mehmet Efe ilk narı Dedem terasta otururken onun önünde gördü. Beraber ayıkladılar ve yediler. Mehmet Efe ondan sonra her defasında Dedeme narı olup olmadığını sordu, yazın bile! Bir sonraki sonbaharda Mehmet Efe’ye Nar Dedesi narları gösteriyor ve bu sabırsız çocuğa sabırla narın daha olmadığını, dışının hala yeşil olduğunu ve çatlamadığı için yenilemeyeceğini anlatıyor.

-Yavuz Taner

Mehmet Efe ve Ahmet - 25 Ekim 2006

Mehmet Efe ve Ahmet – Çiçekliköy –  25 Ekim 2006

Tayfur Eren Doğum Ziyareti

Dedemin bizim eve son ziyareti. Eylül 2009. Tayfur Eren’in doğumundan kısa süre sonra Dedem yeni torununu görmeye geldi. Tayfur Eren’i kucağına almak istedi ve bizleri şaşırtacak derecede uzun süre ilgilendi yeni torun çocuğuyla. Kime benzediğiyle ilgili yorumlarda bulundu ve bir sürü de espri yaptı. Fotoğraf için Mehmet Efe’ye kendisi dedi ‘böyle gel ‘ diye…

-Yavuz Taner

Tayfur Eren, Ahmet, ve Mehmet Efe

Tayfur Eren, Ahmet, ve Mehmet Efe – Eylül 2009

 

 

 

Plastik Piliç

Ben Ankara’da ODTÜ’de öğrenciydim. O dönemde daha İzmir Enternasyonel Fuarı Dışında Sanayi Fuarı Yok. Odalar birliği bir sergi düzenlemişti. Bu sergi için beni görevlendiriyor.

Piliç makinasi ise başlı başına bir hikaye…

Bir Almanya seyhati esnasında mutfak fırınlarına monte edilen ve fırına yerleştirilen piliçi çeviren bir motor görmüştü. Çok hoşuna gitti. Bunu alalım dedi. Adamın vitrininde teşhir maksadı ile duruyor. Üzerinde de bir plastik kızarmış piliç takılı. Adamlar satmak istemiyor. Bu teşhirdir satamayız diyorlar. Bana hadi ikna et sen bunları alırsın dedi bastırdık adamlar pes ettiler ve pahalı da olsa motor ve plastik pilici aldık.

 İçinde bir sürü küçük metal dişli olan zor bir üründü. Çok uğraştı yapmak için. “Bak Almanya’da herkes tavuk yiyor, Türkiye’de de böyle talep olacak,” dedi. Neyse çok problemli bir üretim ortaya çıktı. Tabii ki o günün Türkiye’sinde büyük zorluk. Azmetti Aurer diye Fransız lisanslı bir fırın üreticisi vardı İstanbul’da, onlara epey imalat yapıldı.

Bu plastik pilicin ayrı bir hikayesi de var. Aslından ayrıt edilemeyecek görünüşte idi. Ahbaplar Bornova’da hakim Abdullah beyler eve yemeğe davetliydiler. Pilici yassı bir tabağa yerleştirdi, üstünü yağladı ve etrafına salata vesaire yerleştirdi. Anneme masaya koydurttu.

Yemek başlarken hakime, “Az bir tavuk var kimseye yetmez sen hakimsin şunu adaletli paylaştırıver,” dedi. Adamcağız çatalla bastırıp çalışıp bıçağı sürtmeye çalıştıkça bizim plastik piliç direniyor ve salatalar masaya dökülüyor.

“Yahu ammada sert bir tavukmuş,” diye sitem edince kahkahalar koptu. Durum anlaşılınca adamcağız önce bozuldu sonra o da gülmeye başladı.

Babamın böyle muziplikleri çoktu. Sohbetlerde çoğunlukla dinler o hassas an gelince espriyi patlatırdı. Az konuşmasından dolayı ondan bunu beklemeyenler esprininde kalitesinden mest olurlardı.

O yemek akşamı annem merakları gidermek için tavuğu sabunla yıkadı salona getirdi ve plastik hayvan elden ele dolaştı. Vallahi o akşamımdır yoksa başka bir gün müdür hatırlamıyorum çekiştirirken bacağının biri koptu. Belki de hakim bey yaraladı falan, filan.

Dikkat edin bu emektar tavuğu teşhirde kullanmak için bana Ankara’ya gönderirken bu eksik bacağa işaret ediyor. “Malum ayağı yok ona bir ayak uydur,” diye talimat veriyor. Plastik tavuğa protez. Bu mektubu her okuduğumda da gülerim. Nur içinde yat sevgili babacığım.

-Deniz Taner

15/11/1972
Oğulum Deniz,

Sergi için luzumlu işleri iki kasa içinde dun sn Şen İzmir Anbarı ile Ankara’ya senin adresine gönderdik. Sen bunları anbardan alman lazım. Sana bir miktarda kasanın içinde buroşur gönderdik. Açılış için gelmeye çalışacağım. Fakat gelme ihtimalim zayıf. Açılışta sen bulunmaya çalış. Teşhir edilecek işler arasında piliç makinasınıda gönderdim (plastik pilicide dahil). Yanlız ayağı yok ona bir ayak uydur.

FAZ Elektrik’te Yemek Sorunu

FAZ Elektrik’te o yıllarda yemeğimizi kendi personelimiz pişiriyordu. Aşçı Hüseyin ve iki tane şisman muşamba önlüklü yardımcı kadin. Aşçi Hüseyin’in en büyük özelliği ayda bir pişirdiği terbiyeli dana kelle idi. Saatlerce kazanda kaynayan bu kellelerin etleri hellim gibi olurdu, afiyetle tıka basa yerdik. O zamanlar kolestrol falan bilinmiyordu. Yada bizim haberimiz yoktu.

Ekteki notu astsubay emeklisi personel şefi Hasan Sarıca’ya hitaben yazmış. Yarim A4 kağada arkalı önlü.

-Deniz Taner

13/7/1977
Hasan Bey,

Biliyorsunuz bu hafta sonu fabrikamız senelik tatile çikacak. Fabrikamız mutfağında gördüğüm korkunç pislik tüylerimi ürpertti. Sizden rica ediyorum; Perşembe ve Cuma günü mutfakta çalışanların başlarından bir dakika ayrılmadan, bulaşık yıkanan yeri, yemek pişirilen kuzineleri, ve mutfağın yerlerini çok temiz olarak bu mutfak personeline temizletilmesi için, size her türlü selahiyeti veriyorum.

Ümit ediyorum ki gider ayak bu şişman kadınları analarından doğduğuna ve 4 senelik pisliklerini temizlemelerini temin edersiniz.

Gözleriniden öperim,
A. Taner

Sayfiye Evi ve Ford Falcon

AFS bursu ile ben ABD’de iken, Çeşmealtında yaptırmakta olduğu sayfiye evinin bana krokisini göndermiş. Dikkat: Garajda “Falco Fort” duruyor.

Başka bir mektupta bana “Falcon Fort bütün arabaları geçiyor ama benzinciyi geçemiyor, Opelin iki misli benzin yakıyor” diye şikayet etmis.

Ne Falcon Fort’tu be patinaj yaptıracağım diye iki defa birinci vites dişlisini kırmıştım. Allah rahmet eylesin, Orhan abi (Oto Delta), “Hallederiz hocam önemli değil,” diyerek vaziyeti idare edip, bana da, “Bak bi daha kırarsan seni idare etmem,” diye ikaz etmişti.

-Deniz Taner